top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıElif Gödekmerdan

Ekonomik büyüme ile çevre arasındaki ilişki nedir?

Elif Gödekmerdan'ın 2 Kasım 2023 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.


Sanayi Devrimi ile başlayan büyüme ve kalkınma süreci, bazı ülkelerin çevreyi önemsemeden sanayileşmeye ve ekonomik büyümeye odaklanmasına yol açmıştır. Başta Almanya olmak üzere bu ülkelerin birçoğu Avrupa Birliği ülkeleridir. Sanayi ve teknoloji devi olma uğruna sonuçlarını düşünmeden kullandıkları fosil yakıtlar yüzünden atmosfere salınan sera gazları küresel ısınmaya yol açmasının ötesinde küresel kaynamaya neden olmaktadır. 1972 yılında OECD tarafından ortaya koyulan “Kirleten Öder İlkesi” temel olarak, çevresel zararların ve kirliliğin önlenmesi veya düzeltilmesi için sorumluluğu kirletene yükler. Fakat, her ülkenin bu ilkeyi uygulamak için sağlam bir yasal çerçevesi olmadığı için maalesef bu sistem parası neyse verip doğanın canına okuma özgürlüğüne sahip olmak olarak görülmeye başlandı. AB'nin emisyon azaltma politikası olarak iklim değişikliği politikaları daha az sıkı olan ülkelere, sera gazı emisyon salınımı yoğun olan endüstri tesislerini kaydırmayı tercih ederek karbon kaçakları olmasına neden olmuştur. Artık yeterince gelişen ülkeler sanki kendileri bu emisyon kaçaklarına sebep olmamış gibi ülke sınırlarına giren ithalat ürünleri üzerinde karbon emisyonlarını düzenlemek ve kontrol etmek amacıyla geliştirilen bir politika aracı olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nı 1 Ekim 2023’te uygulamaya başlamıştır. Bu mekanizma, ithalat ürünlerinin üretim sürecindeki karbon ayak izini hesaplatır ve ithalatçı ülke tarafından bu ürünler için uygulanan karbon emisyon düzenlemelerine uygun hale getirilmesini sağlar.


Peki küresel ısınmanın yavaşlaması için “Yeşil büyüme” mi yoksa “Küçülme hareketi (degrowth)” mi?


Küçülme hareketi, ekonomik büyümenin sürekli olarak çevre zararına yol açmasından dolayı ekonomik büyüme yerine sürdürülebilirlik ve insan refahını öne çıkaran alternatif bir ekonomik model gerektiğini savunan bir yaklaşımdır. Küçülme, tüketimin ve üretimin azaltılmasını, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak ve çevre sürdürülebilirliğini korumak amacını benimser. Yeşil büyüme, ekonomik büyümenin sürdürülebilir hale getirilmesini savunurken, küçülme hareketi ekonomik büyümenin sürdürülemez ve gereksiz olduğunu savunur.


Kendisini dünyanın merkezine koyan en faydasız özne olan insanoğlunu merkezdeki tahtından indirebilirsek belki de dünyayı kurtarmak için her gün yeni bir terim ortaya atmak zorunda kalmayabiliriz. Her bir türetilen yeni terim ya da ilke sayesinde yeni bir endüstriyel sektörün/elit ve uzman bir güruhun oluşmasına sebep olup yine doğayı koruyup kollamaya çalışır gibi yapıp sorunun kaynağı olan insanı yüceltmek için kendimize yeni bir bahane bulmuş oluyoruz.

1 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Sanat alanında türcülüğün izdüşümleri

Şebnem Edikli'nin 25 Ocak 2024 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır. Bir önceki yazımda hayvan hakları/hayvan özgürleşmesinin mümkün kılınabilme ihtimallerini radikal bir eşitlenme olanağı s

Daha adil bir dünya için

Şebnem Edikli'nin 1 Aralık 2023 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır. İnsan olan hayvan, tarihsel süreç içerisinde, kendi varlığını öteki üzerinden kurgulayarak, kendini doğadan koparmış ve

Biyoçar, tarım ve biyoçar sertifikasyonu

Benginur Baştabak'ın 7 Aralık 2023 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır. “Yeni nesil siyah altın; biyoçar!” Bir önceki yazımda biyokütle enerjisinde kaynak hassasiyeti ve tarıma etkilerinden

bottom of page